 |
Osmaniye, Osmaniye ilinin
merkezi olan şehirdir. Toplam il nüfusu 2007
yılı itibariyle 453.700 civarındadır. Şehrin
nüfusu 2008 yılıverilerine göre 183.899'dur.
1975'te 57.000 olan nüfusu 1990'da 122.307'ye,
2000'de 173.977'ye, 2007'de 180.477'ye
çıkmıştır.2008'de Korkut Ata Üniversitesi kampus
alanının bulunduğu Fakıuşağı Köyü mahalle olunca
merkez nüfusu 185.343 olarak tespit
edilmiştir.En büyük ilçesi 112.000 nüfuslu
KADİRLİ ilçesi'dir. Kadirli'nin merkez nüfusu
80.000'dir.İkinci büyük ilçe 40.000'i merkezde
olmak üzere 78.000 nüfuslu Düziçi ilçesidir.
Çukurova ilk çağlardan itibaren çeşitli
uygarlıklara (Hitit, Pers, Roma) beşiklik
yapmıştır. Coğrafi ve stratejik konumu
itibariyle yerleşmeye müsait olan Osmaniye Doğu
Anadolu'nun giriş kapısı durumundadır. Ortadoğu
ülkeleri ile bağlantı sağlayan yol üzerindedir.
İpek ticaret yolunun da bu bölgeden geçmesi
bölgenin önemini artırmıştır. Özellikle ilk
çağlarda geçimlerini korsanlıkla sağlayan
kavimler Nur Dağları üzerine yerleşmişlerdir.
İsos Limanına gelen ve Akdeniz de seyreden
ticaret gemilerini soyan korsanlar Nur
Dağlarında barınmışlardır. |
|
Anadolu'ya Türk akınları
Abbasi Halifesi Harun Reşit zamanında yapıldı.
Türklerden Hassa Osmaniyeları kuran Harun Reşit,
Anadolu seferlerini Abbasi Osmaniyelarıyla beraber
Türk askerlerine yaptırmıştır. Bölgede, eski
adıyla Haruniye, şimdiki adıyla Düziçi olan
ilçede Harun Reşit Kalesi olarak anılan bir kale
hala varlığını sürdürmektedir. Anadolu'ya gelen
Türkler bu bölgeleri iklim ve coğrafi şekil
olarak ilk anayurtları Orta Asya’ya çok
benzediğini gördüler. Anadoluda yurt
edinecekleri yerleri keşfetmeye başladılar.
1071 Malazgirt zaferiyle Anadolu'nun kapıları
Türklere açıldı. (1082-1083) tarihlerinde
Kutalmışoğlu Süleyman Şahın komutanlarından
Afşin Bey komutasında Anadolu’da fetih
hareketleri başladı. Çukurova’ya kadar gelen
Türkmen aşiretlerinden Ulaşlı Aşireti Nur
Dağları'nın bulunduğu bölgeleri kendileri için
yaşamaya en uygun bölge olduğunu görerek buraya
yerleştiler.
Osmaniye'nin Haraz bölgesine yerleşen aşiretin
geçim kaynağı hayvancılıktı. Yayla ile kışla
arasında sürekli hareket eden aşiret Haraz'ı
kışla, Nur Dağları'nı da yayla olarak kullanmaya
başladı. |